Musa Tektaş


GÜL DİYARI VE ARİFLER OTAĞI DARENDE

OSMANLI MÜFETTİŞİNİN DARENDE ŞİİRİ-4


Osmanlı Müfettişi şiirinde âdeta Darende’nin manevi-coğrafi-ahlâki fotoğrafını çekmiş, şiir diliyle bu güzel vatan toprağının destanını yazmıştır. Son dörtlükte şöyle demektedir: 

Gül gülistan bâğı bostan meyvadar eşcarı çok

Bülbülün hûb sayyadının her seherde zarı çok

Halkının ahlakı hubdur namusu çok ârı çok

Hâsılı çok ârifi billahı var Darende'nin

 

(Bahçelerinde güller açar, güzellikler saçılır. Topraklarında her türlü nimet yetişir. Bağlarında bahçelerinde bin bir çeşit ağaçları var. Bu güzellikler karşısında bülbül, seher vakitlerinde figan edip zâr eder. Darende'de yaşayan insanlar hep güzel ahlaklıdırlar. Namus mefhumuna çok dikkat ederler ve utanma duygusu, haya onlarda çoktur. Son olarak bütün bu güzellikleri gibi Allah'ın sevdiği ârif kullar, veliler, âlimler hak dostlarının yurdudur Darende.)

Şeyh Hamid-i Veli / Somuncu Baba Hazretleri şöyle buyurur: 

Bizim gülşendeki güller

Dururlar taze solmazlar

Hazan olup dökülmezler

Zemistan-ı bahar olmaz

 

“Bizim gönül bahçemizde açan güller her mevsim taze dururlar, solmazlar. Bu güllerin yaprakları rüzgârın ve soğuğun etkisiyle sararıp dökülmez, her zaman canlı kalırlar. Güz mevsiminde solup, bahar mevsiminde açılmak dünya güllerine mahsustur. Gönüllerde açan sevgi gülleri ölümlü değildir. Allah sevgisiyle hayat bulan gönüller, solmayan güllere benzer. Peygamberimizin soyu da ‘Gül nesli’ olduğuna göre, onlar da her çağda yeni güllerle, yeni taç yapraklarla koku ve güzelliklerini etrafa yaymaya devam ederler. “

 

Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s)’de gül kokulu diyarı ve bu beldenin seçkin evlatlarını şu dörtlükle tasvir eder: 

Somuncu Baba’nın ili

Taze açar solmaz gülü

Bağında öter bülbülü

Kokar dağı taşı güldür

 

“Somuncu Baba’nın ili Darende’de gönül bahçesinde taze güller açılır. Onlarda solma olmaz. Rengini ve kokusunu kaybetmezler.  Sevgi ile gönülleri coşan bülbüller,  bu bahçede ötüşürler.  Peygamberimizin ‘Gül nesli’ bu diyarda yaşadığı için dağları taşları bile gül kokuludur.”

H. Hamideddin Ateş Efendi,  “Gül ve Gönül Medeniyeti”nin merkezi, gül diyarı hakkında şöyle buyurmuştur: “Mutasavvıflar, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e olan sevgi ve bağlılıklarını, sosyal hayatlarının içersisinde güle verdikleri ayrıcalıklı önemle de anlamlı kılmaya çalışırlar. Şöyle ki, tarikat kisvesi olan taçların tasarımı gül merkezli oluşturulmuştur. Âdeta Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hayat tarzını, öğütlerini ve öğretisini başının tacı ettiğini ihsas ettirmektedir. Rivayet edilir ki, Hz. Ali (r.a.) son nefesini vermeden önce Hz. Selman (r.a.)’dan bir deste gül istemiştir. Selman bir deste gül getirmiş, Hz. Ali (r.a.) bunu koklamış ve teslim-i rûh etmiştir. Hayatını gülle geçirenin vuslatı da gülle olmuştur. 

Peygamberimizi candan seven herkesin hayatının merkezinde daima gül bulunacaktır. İşte Somuncu Baba Hazretlerinin “Bizim gülşendeki güller dururlar taze solmazlar” ifadesi, o solmayan ‘Gül ve Gönül Medeniyeti’nin bütün asırlar boyunca, kıyamete kadar İslâm’a ve insanlığa hizmeti temel düstur kabul ettiğine işarettir. Gül koklu Peygamberimizin neslinden olan Somuncu Baba Hazretleri, ömrünün son yıllarını Darende’de geçirmiş ve Darende’de ahirete irtihal etmiştir. Somuncu Baba Hazretleri gül kokusunu verdiği Darende’de medfundur.  Osmanlı padişahları tarafından verilen fermanlarda bile “Defin-i hâk-i ıtırnâk” olarak kayıtlara geçmesi, gül kokulu, güzel kokulu topraklarda defnedildiğinin ifadesidir. Bu topraklar kokusunu ondan almış, onun neslinin imar ve ihyasıyla hayat bulmuş, ‘Gül ve Gönül Medeniyeti’ onun manevî tasarruflarıyla şekillenmiştir.” 

Yukarıda arz ettiğimiz gül güzelliklerinden dolayı seher vakitlerinde bülbülün aşkla ötüşü çok olduğu gibi bu gül diyarını seven gönüllerinde duaları da muştulu vakitlerde gayet fazladır. 

Şiirin ilk mısraında aynı zamanda Osmanlı toplumunun genel hatları gibi Darende’nin de tarıma dayalı bir ekonomik düzene sahip olduğu zikredilir. Osmanlı döneminde kazada en fazla hububat ürünlerinden arpa, buğday ve darı yetiştiriliyor ve bağcılık yapılıyordu. Şehirde meyve, sebze yetiştiriciliği ise kısmen yapılıyordu.

Şemseddin Sâmi Kâmusu’l-A’lam’da (19. yüzyılın sonlarına ait) Darende’de 312 dükkân, 2 han olduğundan söz eder. 1306/1888 tarihli salnamede 312 dükkân, 3 han, 2 hamam, 5 fırın olduğu kayıtlıdır. 1940’lı yıllarda dükkân ve han sayısı değişmemiştir. Şemseddin Sâmi eserinde ayrıca “arazisi kısmen dağlık kısmen ova olub.... toprağı oldukça münbit olub buğday, arpa ve sair hububat ile afyon, tütün, tut, incaz tabir olınur hoşablık erik vesair meyve ve sebzelerin envaı hâsıl olur” der. Darende eriği o dönemlerde Kastamonu’nun uryanisine muadil addedilmektedir. 1289/1872 tarihli salnamede “mahsulat-ı arziyeden hububat ve birkaç nev meyve ve tut ve gayet nefis ve a’lâ soyulmuş erik çıkar” denilmektedir. 

Darende’de buğday, arpa gibi hububatın yanı sıra afyon, tütün, dut, incaz denilen hoşaflık erik ve her türlü meyve ve sebze yetişiyordu. 

Darende Tarihi adlı eserden şu bilgileri nakledelim: 

“Darende’nin tarım alanlarının % 32.4’ünü oluşturan sulamalı tarımın yapıldığı alanlar, Balaban ve Yazıköy ovaları ile vadi tabanları oluşturmaktadır. Sulama, akarsulardan arklarla suyun tarlalara ulaştırılması ve motopomplarla kuyulardan su çekilmesi şeklinde yapılmaktadır. Tarım alanlarının % 35’lik kısmı dikili alanlara aittir. Çoğunlukla bu alanlarda kayısı yetiştiriciliği yapılmaktadır.  Geçimlik işletmeler halinde oluşan bu tarım alanlarında son yıllarda kayısının piyasa değerinin yükselmesi ve yaygınlaşması ile su kaynaklarının bulunduğu yerlerde küçük ve büyük meyve bahçeleri ve bağlıklar kurulmuştur.

Bölgede tarımsal faaliyetlerin belirgin vasfı geçimlik olmasıdır. Ticari tarımı yapılan en önemli ürün kayısıdır. Ticari değeri olan diğer ürünler şekerpancarı, buğday, nohuttur. Buğday ve nohut en fazla üretimi yapılan ürünlerdir. Arpa, yonca, fiğ gibi yem ve tahıllar, sebze ve meyveler aile ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Şehir merkezi ve yakın köylerde ticari amaçlı sebze yetiştirilmektedir. 1998 yılında deneme amaçlı seracılık başlatılmıştır.

Yörede kış mevsiminde gıda ihtiyacını gidermeye matuf olarak yapılan birçok faaliyet daha bulunmaktadır. Kış hazırlığı olarak yaz ve güz mevsiminde pekmez, reçel, şurup, salça ve kurutma yapılır. Dövme (Gendime), Yarma, Tarhana, Erişte, Yutka hazırlanır. Yörede pekmez olarak Dut ve Üzüm Pekmezi hazırlanır. Reçel ve şurublardan Kayısı Reçeli, Vişne Reçeli, Kiraz Reçeli, Kabak Reçeli, Vişne Şurubu, Kızılcık Şurubu yapılır. Domates ve Biber Salçası olmak üzere iki çeşit salça hazırlanır. Birçok kurutma yapılır; Sebze Kurutmaları (Biber, Patlıcan, Salatalık, fasulye, Pirpirim, Kiraz ve fasulye Yaprağı), Meyve Kurutmaları (Elma, Kayısı, Erik, Vişne, Armut, Dut, Üzüm), Turşu (Küte (Acur), Biber, Salatalık, Domates, Lahana), Yaprak ''Tevek'' Salamura, Peynir, Kavurma, Sucuk, Pestiller, Kesme ve Sucuk, Erik Ekşisi” 

Türkiye'de en çok kayısı üretimi yapılan yer olan Malatya'da 8 milyon kayısı ağacı bulunmaktadır. Bu niteliğiyle Malatya "dünyanın kayısı başkenti" olarak da adlandırılmaktadır. Malatya kayısısı, Avrupa Birliği tarafından coğrafi tescile sahiptir. Prunus armeniaca L türü olan kayısının hasadı temmuz ayının ortasında yapılır. İlde üretilen kayısının %10-15'i yurt içi ve dışında yaş kayısı olarak satılırken, geri kalanı kuru kayısı olarak piyasaya sunulur. Malatya'da üretilen kuru kayısının %60-65'i Hacıhaliloğlu cinsidir. Darende kayısı üretiminde Malatya ilçeleri arasında başı çeker. Darende de yetişen kayısı sulu ve tatlı oluşuyla bilinir.

 

Ahlaklı insanların yaşadığı Darende’yi Gazi Türkyılmaz’la yaptığımız bir röportajda merhum Darendeli Milletvekili Kamil Sürenkök´ten dinlediği bir hatırayı nakletmişti. Kamil Bey anlatıyor: Adana´da gencin bir tanesi askere gidecekmiş. Genç bir hanımı ve yaşlı annesi varmış. Hanımına demiş ki: “Hanım biliyorsun ben askere gideceğim. Gözümün arkada kalmaması için sizi Darende´ye götürüp orada kalmanızı arzu ediyorum. Darende küçük mutedil, ahlaklı, namuslu emin bir yer. Orada bir ev tutayım, askerliğim bitene kadar annemle beraber orada kalırsınız.” Darende den bir ev kiralar, annesini ve hanımını bırakıp askere gider. 

 

Şiirin son mısraında Darende’de “Ârifi Billah” yani Allah dostlarının çok olduğu vurgulanmıştır. Anadolu’ya kutupluğu getirin ve “Kutb’ul-Ârifin / Ariflerin Kutbu” olarak tanınan Şeyh Hamid-i Veli hazretleri hakkındaki bil tarihi belgede şu ifadelere geçmektedir: 

“Sivas vilayeti dâhilinde Darende’de vaki’ kendi zaviyesinde defin-i hak-ı ıtırnak olan ve Tarik-i Halvetiyye ricalinden bulunan sahih’un-neseb sadat-ı kiramdan ve e’izze-i fihamdan Kutb’ul-Arifin Gavsü’l-vasılin Umdetü’l-Kâmilin Es-Seyyid eş-Şeyh eI-hac Hamid-i Veli -Kuddise sırruhu’l-celi” ifadeleri kutupluğu Anadoluya getiren zat olarak anılması Arifliğinin ve irfanın timsalidir. 

Taceddin-i Veli, Hasan Gazi, Seyyid Abdurrahman Gazi,  Şeyh Abdurrahman Erzincani, Hacı Mahmud Efendi, Hulûsi Efendi gibi irfan ehli zatların bu toprakları yurt tutması bu Ariflik geleneğinin bir eseridir. 

Örnek olarak Hacı Mahmud Efendi, Şeyh Hamid-i Veli camiim yakınındaki medreseyi yeniden ihya etmiştir. Müftizâde Es’ad Işık Efendi bir mektûbunda Hacı Mahmud Efendi’nin Şeyh Hamid-i Veli Camii ile ilgisini şu cümlelerle açıklamaktadır:

“Hulefây-ı Nakşibendiye’den ve Çorumlu meşhur Hacı Mustafa Efendi’nin halifelerinden ehl-i hâl ve kerâmet sâhibi ve 20 sene kadar Şeyh Hamid-i Veli Câmi’-i Şerîfi kurbündeki medresede yüzlerce talebeye ders okutan Seyyid ve Hâlid Efendiler’in hocaları Hacı Mahmûd Efendi Hazretleri de, Şeyh Hamid-i Veli Hazretlerinin Darende’de bu Câmi’-i Şerîf derûnunda medfûn bulunduğunu ve birçok kerre murâkabe halinde gördüğünü söylerlerdi.”

Hacı Mahmud Efendi, Darende’ de bulunan Şeyh Hamid-i Veli Camii Haziresi’nde medfundur. Mezar kitabesinde ‘‘Ulema-i Kiramdan Eş-Şeyh Müftü Hacı Mahmud Efendi, 1319/1901’’ kaydı bulunmaktadır. 

Hâsılı irfan geleneğinin temsilcileri halen bu gül kokulu toprakları ihya etmeye çalışmaktadır. Osmanlı dönemindeki müfettişin şiiri Darende’yi güzel bir şekilde tasvir etmektedir. 

Abidin yalçınkaya
25.05.2023 14:38:13
Selamünaleyküm hocam, hocam Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi vakfının bastırdığı Darende tarihi ve darende temettüat defterlerinin pdf haline ulaşmak mümkün müdür?