Cemil Gülseren

Cemil Gülseren

4 Aralık 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Mümkün mü?


Mümkün mü güzelim geriye gitmek, yılları durdurmak?... Dünyayı durdurmak senin elinde mi?

     *   *   *

Pendnâme-i Azmi Efendi’de geçer şu beyt:

“Nimetine kimsenin itme haset / Kadir isen kıl haset bâbını set.” Mümkün mü?

*   *   *

Siz yaşın gözden geldiğine inananlardansınız. Görünen o. Akan yaş gözden çıkıyor. Yaralı gönülü bilen var mı? Gönül ne ki? Ağlayan göz olsun. Yanan gönüldür, gönül efendim. Gözü gönlü tok, gözü gönlü açık, gönül gözüyle görebilmek hem de bu çağda mümkün mü?

*   *   *

Akılsız başa söz, tatsız aşa tuz kâr eder mi? Hiç mümkün mü?

*   *   *

Hak ile irtibata geçerken, Halk ile irtibatı kesmek mümkün mü? Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya işi için çalışırken, yarın ölmeyeceğini farz etmek mümkün mü? Hem dünya dönecek hem ahret unutulmayacak!...

*   *   *

Unutmak mümkün mü ey ahali? Uyumak varken, unutmayıp da ne yapacaksın?

Yârini can bilenlerle, cânını yâr bilenleri ayırt edebilirsen, sen can nedir bilirsin, sen yâr nedir bilirsin. Sence bu da mümkün mü acaba? Olabilir mi dersiniz, canını yaralayanlarla,

 Yârini canlandıranlar bir elde, bir dilde, bir gönülde bir olur mu? Olası mıdır?

*   *   *

Yağan yağmursa kimine rahmettir, kimine zahmet. Yağmuru selle anar olduk artık. Rahmetiyle değil zahmetiyle sunuyorlar bize. Yediğin, içtiğin, ektiğin, biçtiğin ise hep rahmetin eseri. Bir kesilsin rahmet de asıl o zaman gör sen zahmeti. Adın yağmur soyadın ise köyde rahmet şehirde zahmet. Anla artık bir zahmet. Şimdi bu yağmuru nasıl anlatacağız yağmurdan kaçanlara? Bu mümkün mü sizce de? Bu kaygan, bu ıslak yollarda marifet yola mı çıkmak, yoksa yoldan çıkmamak mı? Marifet yoldan çıkmadan yolda yürümek, marifet sel olmadan yağmur olmak. Mümkün mü ey Yağmur Kardeşim?

Dağlar, tepeler, dereler, gökler, bulutlar, ağaçlar yolumuzun üstündeler. Yolda yoldaşlarımız bunlar. Ben giderim, sen gidersin. Yol yerinde. Yola çıkan da sensin, yoldan çıkan da… Yolcu olan sensin sen.

*   *   *

Temel, Dursun ile Amerika’ya gitmişler. Yüksek yüksek gökdelenleri görünce Temel: “Ula Tursunum! Bu bina o kadar yüksek ki buradan bir adam düşse yere ancak üç günde varır ve kesinlikle ölür.” Dursun cevaplar: “Ula Temel’im, elbette ki ölür, üç gün yemeden içmeden yaşanır mı?” Hangisi mümkün? Bir durum var. İki kişi, aynı sonuç, iki farklı bakış açısı. Aynı algı düzeyiyle yaşamak, aynı çözüme ulaşmak mümkün mü?

*   *   *

“Dünya tadı bal tadı / Dünya seni aldatı,

 Üstünde bal tadı / Altında zehir tadı.” (TRT – Ömür Dediğin Programından)

Elbette hep üstte bal, altta zehir olur. Aksini görmedik ki. İyisi üstte, önde. Güzeli önce gösterirler. Sonra aslı, esası çıkar. Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış misali işte. “Bizi aldatan bizden değildir.” Hükmünü anlamak değil uygulamak mümkün mü?

*   *   *

Dünyanın en kısa fıkrası: İki kadın uzun bir süre sessizce oturdular… Mümkün mü?

Fıkra dedik ya işte.

*   *   *

Geçen yıllar unutmak mümkün mü? Gördüğün kötülüğü unutabilmek, yaptığın iyilikleri hesaba katmamak, başa kakmamak hele… Kıldığın namazlara güvenmek, tuttuğun orucu var saymak ötesi için yeter mi? Giden yıl gitti gidiyor. Gelene bak gelene. İnşaallah hoş gelir.

Adama sormuşlar;

-Yaşınız kaç?

O da cevaplamış;

-Vallahi her yıl değişiyor.

Bak bu mümkün kardeş.








Bu yazı 2,502 defa okundu.





yorumlayorum ekle




Yorumlar (13)
  • Cemil Gülseren / 26 Ocak 2011 13:22

    Mukaddes Sipahi

    Şu meşhur kalıp söz gerçekten karşımıza çıkıyormuş Mukaddes. Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur. Sanal da olsa...Olsun o da çağın gereği
  • mukaddes sipahi / 15 Ocak 2011 03:00

    değerlimsiniz....

    sevgili öğretmenim mümkün olanları biz yaratabilirizsizinle görüşmek hiç mümkün değilken bu gün makalenize yorum yapabiliyorum her zaman farklı idiniz yazılarınızda yine o farkı yaratmışsınız kutluyorum sizi ömrünüz uzun olsun hep mutlu kalın....
  • CEMİL GÜLSEREN / 27 Aralık 2010 17:16

    FERHAT bEY'İN DİLEĞİ

    Temenniniz bizim için onurdur. Beklentilere cevap verebilmek ise bizim boynumuzun borcudur.Eyvallah Ferhat Kardeş.
  • Ferhat / 25 Aralık 2010 14:17

    Cemil hOCAM SİZ BİR HARİKALAR DİYARISINIZ

    CEMİL HOCAMI HER YIL KÜLTÜREL ETKİNLİKLERDE GÖRMEK İSTİYORUZ, PROTOKOLÜN BAŞKÖŞESİNE OTURTULUACAK KİŞİLERDEN BİRİDİR BENCE CEMİL HOCA
  • gülay karakaş / 22 Aralık 2010 12:43

    Hocam;elinize,dilinize,yüreğinize sağlık...ALLAH KALEMİNİZE KUVVET VERSİN...
  • cemil gülseren / 19 Aralık 2010 00:06

    Yazar da Önce İnsandır.

    Sevgili Kenan,
    Doğruya doğru, eğriye eğri. Tesbitin de, gözlemin de doğrudur. Yazar da yaşadığını yazar nihayetinde. Bir karara bir Allah. Bu arada Türk Dili'ndeki son yazınız harika. Beğendim. Kalemini ihmal etme Kardeşim.
  • Kenan Tülü / 15 Aralık 2010 20:16

    unuttuğumuz veya gündelik hayatın içinde her zaman yaşadığımız ama manasını tam olarak anlayamadığımız bazı kavramları üslubunuzun o hoş tadı ile sunmanız yazıyı daha da farklı kılmış. Ne derece doğru bilemiyorum ama nacizane bir yorum yapmak ihtiyacı hissediyorum: "Sanki Hocamız serzenişte bulunuyor. Bir şeylere moralimi bozuldu? " biz gönlünüze sağlık dileyelim Hocam.
  • Nazmi Değirmenci / 10 Aralık 2010 13:40

    mümkünmü


    Sohbet biterdi sizde , yerelması gelirdi
    Aşıklarla beraber ,cennet taam yenirdi.
    Ne samimi aşk var, cemil beyde denirdi
    Mümkünmü unutmak seni, beyaz saçlı abim


  • Cemil Gülseren / 7 Aralık 2010 13:36

    Özge Bir Can

    Siz bir de "Editör" kardeşime sorun. Ona da derler ki :" Niye Cemil Bey yerel yazmıyor." Ben de derim ki beni köşe yazarlığından affedin. Böyle işte Özge. İltifatınıza teşekkür ediyorum.

    Editörün yorumu: Eyvallah
  • Cemil Gülseren / 6 Aralık 2010 12:58

    Olsun Olabildiğince

    Leyla Hanım'a önce teşekkür ederim. Yeni öğrencilerim sizi hala kıskanıyor bunu bilesin. ZORLUKLAR ve İMKANSIZLIKLAR oldukça biz diriyiz demektir. Varsın olsunlar.
  • Özge Akkaya / 5 Aralık 2010 22:15

    Kaleminize sağlık hocam. Her zamanki gibi yine beni kendime getirdiniz. Ne zaman kendimi kötü hissetsem yazılarınızı okuyunca rahatlıyorum. Umarım bizleri bu eşsiz yazılarınızdan hiçbir zaman mahrum etmezsiniz. Teşekkürler
  • Özge Akkaya / 5 Aralık 2010 22:15

    Kaleminize sağlık hocam. Her zamanki gibi yine beni kendime getirdiniz. Ne zaman kendimi kötü hissetsem yazılarınızı okuyunca rahatlıyorum. Umarım bizleri bu eşsiz yazılarınızdan hiçbir zaman mahrum etmezsiniz. Teşekkürler
  • L.ATÇEKEN / 5 Aralık 2010 18:28

    MÜMKÜN MÜ YAZINIZI BEĞENMEMEK?

    Kaleminize,yüreğinize sağlık Hocam.
    Hayatta mümkün kılamadığımız o kadar çok şey var ki.
    Yazınız aklıma Candan ERÇETİN'in söylediği "Ölümden Başkası Yalan" şarkısını getirdi.

    "Sitem etme haberi yok dağların
    Gözlerini ellerinle bağladın
    Faydası yok geç kalınmış figanın
    Dünyada ölümden başkası yalan "