Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Cemil Gülseren

Cemil Gülseren

31 Ocak 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Aşağının yukarısı / Cemil Gülseren


Aşağıdan bir yel eserse görürsünüz gününüzü. Tehdit mi? Haşa. Uyarı mı? Ne münasebet? Hatırlatma mı? Üstümüze ne vazife? Olsa olsa hafif yollu bir kıyaslama. Aşağı yani alt; siyasette “taban” diye anılan kâhir ekseriyet, çoğunluk yani millet. Öyle ayrılmamış, ayıramadığınız millet. İlleti olanların anlayabilemediği millet.

*   *          *

Güpegündüz düş görenler o kadar çoğaldı ki. Düşün gecesinden ne çıktı ki, gündüzünden de çıka? Hz. Yusuf musunuz siz kardeşim? Her düş çıkmaz. Çıksa da o düşü yoran sizin Yakup’unuz var mı bir kere? Birileri sürekli hayal kuruyor. Ben ona gündüz düşü diyorum işte. Devamlı uykuda olan, devamlı rüyada kalır.

Biliyor musunuz rüyayı aşağıdakilere gördürüyorlar, sefayı yukarıdakilere. Rüya cefadır işte. Çektiğin, çekeceğin. Bir de demezler mi sabret. Sen piyonsun, sen kulsun, sen gedasın, sen marabasın, sen işçisin, köylüsün, memursun, sen ayak takımısın, sen seçmensin, sen yönetilensin. Hâsılı hangi siyaset ya da ideoloji olursa olsun bir alt takımı, bir aşağı kesimi var; ezilen ve de ezik. Haliyle onların sırtından geçinen, yükselen bir de üst sınıf; ezen elit. Elitler yani bizim seçtiklerimiz, elit yaptıklarımız kendilerini nasıl hissederler bilir misiniz? Boş verin. Bilseniz elerdiniz.

Aşağı ile yukarı arasında bir merdiven var. Basamak değil ha. Ama ne gariptir, ne iştir “Dama çıkan merdiveni çekiyor.” Aşağıdakiler de senin çıktığın damı taşıyan direği bir çekerse görürsün gününü. Yukarıya çıkanlar aşağıya, aşağılayarak bakarsa öyle bir baş aşağı olurlar ki eşekten düşmüş ne demek, yıldırım çarpmışa dönerler. Aman dikkat edin zorlamayın fazla!

*       *          *

Kral Lear bile utanmış demek ki krallığından; “Bizi krallardan uzak tutun, çünkü biz halktan insanlarız.”

Türkiye’de ezik kesim ile elit kesim arası iyice açıldı. Varoş, kenar mahalle, taşralı, arabesk, köylü gibi ifadeler ve yaklaşımlar bu açıklığın görünüşteki yansıması. Aşağıdakiler yukarıdakilere iyice kinleniyor. Yukarıdakiler, aşağıdakileri hor görüyor. Siyasal, sosyal, toplumsal gelişmelerde, çıkan hadiselerde bunun örneklerini görebiliriz. Yunus Emre tek dizede dile getiriyor ama mağrurlar dize gelir mi bilmem;

“Er oldur alçakta dura, Yüceden bakan göz değil.”

Yok öyle ağırdan satmak, kendini erişilmez görmek. Sonuçta bir kulsun işte. Yaptığın hizmeti, ulaştığın şöhretle karıştırma. Hizmetin âli olsun, şöhretin senin olsun. Benden selam söyle Bolu Beyine. Halka din, iman; kendilerine han, hamam. Ellemeyin akarken doldursunlar. Zaten elleyemezsiniz. Sizi yaklaştırmazlar ki. Siz mi ?... Sabredin. Sular er geç çekilecektir. Malumunuz sular çekildiğinde her şeyi yiyip bitiren “pirana” balıkları, karıncalara yem olmaktan kurtulamaz. İlahi Tecelli.

Özbek Şair Erkin Vahidov’un tevazu üzerine kurduğu şiir sofrasından size ikramımdır:

“Her ne kadar mağrur dursa da / Bardağın önünde baş eğer çaydanlık

Öyleyse kibirlenmek niye, / Kibir ve hava neye gerek

Mütevazı ol, hatta bir adım gururun eşiğinden

Bardağı insan bunun için öper daima alnından.”   






Bu yazı 1,103 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (14)
  • Mehmet Mustafa Marangoz / 22 Şubat 2010 00:13

    ...

    Ben daha çok toplumsal gerçeklik yönünden, biraz da siyasete kaçarak yorumda bulundum ama görüyorum ki burdaki yorumlar ağırlıkla edebi üslupla yapılıyor ve edebiyat sohbetleri tarzında oluyor. Sanırım burda ben sizlerden farklı bir anlayışla yaklaştım. Biraz hassas olduğum konularla ilişkilendirdiğimden, biraz da güncel gelişmelerden duyduğum endişe ve rahatsızlıktan dolayı o şekilde algılamışımdır mutlaka.
  • Erdem AKAT / 19 Şubat 2010 17:25

    ...

    düşüncelerin bir tatlı akarsu olup, fikrin, kalbin yatağından, huzur veren akıcı ritmiyle kağıda döküldüğü bu yazının cemil gülseren bey'e ait olduğuna kanii olmak çok kolay; çünki baştan ayağa mütevazılığı bir değer olarak dolu dolu yaşamak gerekliliğini hissettiyor, onaylatıyor, kabul ettiriyor! tevazu sahibi hocamın, talibine nasihat veren bu yazısı.

    gelgelelim, talep eden olmadıkça hoca ne eylesin. yazıda bahsedilen, omzuna basıp çıktığı insanlara, mevki kal'asının surlarına erişince kızgın yağ döken kadirşinaslıktan nasibini almamış, bulundukları makamı alçaltan insanlar toplumumuzda yabani dikenler gibi çok sayıda mevcut ne yazıkki!

    olumsuz durumları kanıksamak yürekelre ızdırap verse de, aşağı köylülerin, yukarı köylülere; yukarı köylülerin, aşağı köylülere haset beslediği bir toplumda, sözüm ona elit kesimdekilerin ak pak olması da beklenemiyor, beklensede gerçekleşmiyor maalesef.

    insani ilişkilerinde, sahip olduğu dünyevi makam ve mevkiyi gönüden gönüle uzanan yolda bir engel olarak kullanmayan değerli cemil gülseren hocama saygılarımla...
  • Cemil Gülseren / 19 Şubat 2010 15:35

    Hal Arkadaşım M. Nazmi Bey'e

    Dörtlüğünüze ilham veren paragrafı yazarken inan gönlüme sen gelmiştin. Hizmetin ali olsun derken...Sen gibi gayretli kardeşime imreniyorum. İlahi tevâfuk !...
  • M.Nazmi Değirmenci / 19 Şubat 2010 13:07

    piranalar

    mükemmel yazınızdan etkilenerek yazılmıştır, saygılar kalemine sağlık.

    Herşeyi hayasızca yiyip tüketen piranalar.
    unutmayın ! er geç çekilecek sular.
    Karıncalara yem olmaktan kurtulamaz
    ilahi tecellidir,çekilince sular.

    m nazmi değirmenci malatya
  • Mehmet Mustafa Marangoz / 14 Şubat 2010 10:43

    Alttakiler ve Üsttekiler

    Hocam yazınızda yine milletimizin en büyük sorunlarından birine değinmişsiniz. Son yıllarda zengin iyice zenginleşti, fakir de iyice fakirleşti. Bir kaç tane fakirlikten zenginliğe geçenler olsa da zenginlikten fakirliğe geçenler, yani batanlar da oldu. Sonuçta alt tabaka ile üst tabaka arasında uçurum iyice derinleşti.Kimisi kimilerini zengin etmek istedi, kimisi de kimilerini batırmak istedi. Karmaşık bir çıkar döngüsü var ortada. Sen o partidensin seni memur olarak atarım, sen bu partidensin, seni atayamam çünkü senden öncelikli olanlar var. Sen şu bakanın oğlusun ihaleyi sana veriyorum, sen bu bakanın oğlusun bu ihaleyi de sen al anlayışlarıyla batan ve çıkan insanlar çoğaldı günümüzde. Burda belediye başkanlığını alan kişi, seçimlerde kendisi için çalışan bir otel sahibine istediği anda belediyenin olanaklarını seferber ediyor.Çünkü onda çıkarı var. Seçimlerde yardım etti ya o yüzden o da karşılığını veriyor. Ben hala şaşıyorum bu millet nasıl sabrediyor gelir adaletsizliğine, rant siyasetlerine, açlığa, parasızlığa, borca, harca ve toplumsal çöküntüye. Burdan da şu çıkıyor saygıdeğer hocam. Biz öyle kolay kolay yıkılacak bir millet değiliz.
  • emekçi / 8 Şubat 2010 16:43

    laf olsun ...

    Leyla hanım 4 şubatta yaptıgınız yorum banabana Yonca Evcimik'in bir şarkısını hatırlattı.

    laf olsun torba dolsun diye
    anlamsız sözler etme bana
    laf olsun torba dolsun diye
    entel geçinipte saçmalama

    laf olsun torba dolsun diye
    anlamsız sözler etme bana
    maksat muhabbet olsun diye
    abuk sabuk laflar satma bana

  • Cemil Gülseren / 7 Şubat 2010 20:02

    Okuyan Öğretmenler de var.

    Mine Türk Ay ve Leyla Gündüz Atçeken öğretmenlerime teşekkür ediyorum. Hele hele şu davul zurna meselesi çok yerinde. Ben ne yazıyorum altta neler yazılıyor?!..Alakanızdan mutlu oluyorum.
  • Cemil Gülseren / 7 Şubat 2010 19:56

    Taşlama'nın Saygıdeğer Yorumcularına

    Taşlama başlıklı yazımın altına yorumlarıyla katkıda bulunanlara yine Taşlama altında Teşekkürlerimi arzetmişimdir. İlgilerinize.
  • Leyla GÜNDÜZ ATÇEKEN / 5 Şubat 2010 14:41

    okunası yazılar

    Yazılarınız okurken Bolu'da derslerde sizi dinlediğimiz günler aklıma geldi hocam.Dersin nasıl bittiğini anlamadan geçerdi 40 dakika.Birikimlerinizi uzun yıllar aktarmanız dileklerimle hürmetler.
  • MİNE TÜRK AY / 4 Şubat 2010 17:18

    HAKLISINZ....

    Değerli Hocam,sizin de yazdığınz gibi ,yukardakiler aşağıdakileri unutalı çok oldu.siz de bilirsiniz mutlaka,büyük Osman Gazi, çadırda kalırdı.ve her yıl bir gün halka açardı çadırını ,yağmalasınlar diye.öldüğünde de bir kaç urba ve kiliminden başka bir şeyi yoktu.zaten meclise girebilmek için,önce milyalrlar harcaman gerekir.sonra zaten fazlasıyla çıkarıyorlar bunu.eslise gerçek halk girseydi,ülke bu durmda olmazdı zaten....
  • Leyla ATÇEKEN / 4 Şubat 2010 12:55

    Anlamayana davul zurna az.

    "Senin söylediğin ancak karşındakinin anladığı kadardır."Derler.Önceki köşe yazınıza yapılan yorumları okuyunca bunu düşünmeden edemedim.Yazılarını takip ediyorum.Okumaktan büyük zevk alıyorum.Emeğinize ,kaleminize sağlık.
  • Cemil Gülseren / 4 Şubat 2010 09:41

    Malatya İli Ağızları Hk.

    Sayın Mehmet Furkan Çelik,
    Malatya İli Ağızları kitabımı malumunuz TDK yayınlamıştı. Dağıtım ve satış o kurumun uhdesinde. Ben dahi lâzım olduğunda Ankara'dan getittiriyorum. Ayrıca internet ortamında satış yapan yerlerde de satışa sunulmuştu, gördüm. Selam ve sevgiler
  • furkan çelik / 1 Şubat 2010 18:15

    hocam

    Merhaba hocam. E posta adresinizi bulamadım, buradan mesaj atmak zorunda kaldım. Malatya ili ağızları adlı kitabınızı almam lazım. Ama hiçbir yerde bulamıyorum. Yardımcı olun lütfen.. mehmetfurkancelik@hotmail.com
  • emekçi / 1 Şubat 2010 12:51

    slm

    Hocam eski fotoğrafınız ile bunun arasında baya fark var. Yaşlılık size karizma katmış.