Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Raziye Sağlam

Raziye Sağlam

31 Ocak 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


Değerbilir olmak


 “Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar” Oscar WILDE...

Her akşam ailece televizyonun karşısına oturulur. Güzel bir yemek yenmiş, üstüne çay demlenmiştir. Babanın hoş gönlüne ya da kesesine uygunluğuna göre çayın yanında güzel bir de tatlı da olabilir. Akşam hangi dizi izlenecekse başlayana kadar alelacele bulaşıklar yıkanır. Yetişmezse kalanına reklam arasında devam edilir. Nasıl olsa yıl gibi uzun süren reklamlar vardır.

Dizi başlar, evin hanımı kocasını, kocasının yeğeni ile aldatır. Hepsi aynı evde yaşamaktadır. Üvey de olsa evin anneannesi konumundaki kadın gündüz evde derin dekoltelerle dolaşır. Kendi öyle olduğu yetmezmiş gibi evin genç kızını da öyle bir giyim tarzına alıştırır.

Çoluk çocuğu ile evin bütün halkı ihaneti, zinayı, teşhirciliği kare kare heyecanla izler, üzerine futbol maçı gibi kritiğini yapar ve ihanetin devamını görmek için haftayı beklerken, artık bunu içine sindirmeye de başlar.

Bir başka akşam başka bir dizide, kız nişanlısını başkasıyla yakalar ve kendisi de misilleme olarak adını bile bilmediği biriyle birlikte olur ve ondan hamile kalır.

Bir başkasında yine evli bir kadın kocasını masum(!) bir şekilde aldatır, sonraları evin babasının da gayr-ı meşru bir çocuğu olduğu ortaya çıkar.

Bir bölümün maliyeti üç yüz bine kadar çekilen ve her akşam ailece seyredilen bu dizilerde, örneklerde olduğu gibi gayrı meşru ilişkiler, bu ilişkilerden doğan çocuklar, bu durumları mazur gösteren sebepler her akşam farklı bir dekor ve sosa bulanarak bizlere sunuluyor. Yanı sıra sınırsız zenginlik ve lüks;  günlük hayatını döndürmekte zorlanan çoğunluk için, tüm yanlışlıklarına karşın özendirilen bir yaşam tarzı olarak evlerimize giriyor.

Aile kurumu, her akşam bu tür taarruzlara maruz kala kala artık ne hale gelir onu uzmanlarımız bilir. Ama ortada bariz bir gerçek vardır ki, bu tür çarpıklıklar insanlara eskisi kadar yanlış, tehlikeli ve özellikle de günah gelmiyor.

……..

Ekmeğimizin değerini bilmiyoruz, İstanbul da her gün üretilen 15 milyon ekmeğin 1.5 milyonu çöpe gidiyor. Kadir Topbaş’ın açıklamalarına göre, çöpe atılan ekmeğin ekonomik değeri ile yılda 700 otobüs, 30 okul, 25 hastane, 50 bin işçinin aylık maaşı çöpe atılmış oluyor.

Zamanımızın dolayısıyla ömrümüzün değerini bilmiyoruz. Türkiye de bir kişi için günde ortalama beş saat televizyon izleme süresi olduğunu düşünürsek, ömrümüzden giden çoğunlukla bize faydasından çok zararı olan bir süreyi rahatlıkla gözümüzü bile kırpmadan feda edebiliyoruz. Günlerde, kahvelerde harcanan zamanlar ise hepten içler acısı.

Sağlığımızın değerini bilmiyoruz. En basiti Peygamber Efendimizin “Benim ümmetim hasta olmaz: Az yer, az uyur az konuşur düsturundan uzaklaştıkça hastalıklar üst üste gelmeye başladı. En basit bir örnek; hastanelerin ortopedi, kalp ve dâhiliye bölümleri daha çok kilolu hastalarla dolu ve yoğun bir şekilde ameliyatlar yapılıyor. Yanlış beslenme ve aşırı kilo kanser başta olmak üzere başka birçok hastalıklara da davetiye çıkarıyor. Toplum olarak giderek daha çok şişmanlıyoruz.

Kazancımızın değerini bilmiyoruz. Peygamberimiz Veda hutbesinde “Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır.” Dediği halde biz O’nu dinlemeyip, helal yolla kazandıklarımızı değerlendirme kılıfıyla, aslında kolay yoldan artırmak için faize yatırıyoruz ve helale haram katarak, ya aşırı israfla, ya da haydan gelen huya gider hesabı esas paranın da eriyip bitmesine sebep oluyoruz.

Doğanın değerini bilmiyoruz. Allah (c.c) n en mükemmel şekilde yaratıp, biz insanlara bir nimet olarak sunduğu dünyayı, açgözlülüğümüz ve sonsuz hırsımız yüzünden, cehenneme çeviriyoruz. İleride geleceği olmayan nesiller bizlerin eseri olacak yazık ki…

 Bu örneklere binlercesini daha ekleyebilecek olmamız çok üzücü ama yine de doğurduğu sonuçları, biraz daha bilinçli olarak ve daha dikkatle az da belki telafi edilebilir. Sağlam aile kurumumuz yara alırsa toplum olarak zayıf düşeriz,  sonuçları nesiller boyu sürebileceği gibi telafisi de çok zor olacaktır. Sevgi ve Saygıyla








Bu yazı 1,303 defa okundu.




yorumlayorum ekle




Yorumlar (12)
  • K. Torun / 26 Şubat 2010 00:34

    Sahip olduğumuz değerler

    Değerbilmek derken , bugün anlam olarak değerini bilmemiz gereken en mutlu günümüz olmalı. Zira bugün Mevlid Kandili yani Hz. Peygamber'in dünyayı şereflendirmesinin yıl dönümü. Değerini bilip ve bu değerei hayatımızın merkezine koymalıyız diye düşünüyorum.
  • Elife Uzak / 24 Şubat 2010 14:03

    Rumuza takılmayalım

    Rumuza takılmanın bence pek bir gereği yok. Ayrıca ism yazmanın mertlikle bir ilgisi olduğunu da düşünmüyorum. Nihayetinde bu bir yazıya yorum. Kimseye karşı ne bir hakaret içeriyor ne de kimseye başka bir zararı var. Rumuza takılarak meselenin aslının kaçırılması gibi bir durum da ortaya çıkıyor. Yazı da yorumlar da çok güzel ve faydalı. Üstelik gazeteciler bile bazen kendi isimlerini kullanmadan yazılar yazabiliyorlar.
  • METİN AKYÜZ / 19 Şubat 2010 23:47

    RUMUZ'U KENDİNE GÜVENİ OLMAYANLAR KULLANSIN

    Değerli arkadaşlar: Konu değerbilir olmaktan açılmışken, başka sitelerde olduğu gibi bu sitede yorumcu ismini açık ve seçik yazmıyor rumuz kullanıyor, Rumuzunu yazarak yorum yapıyor, Bence Kendine olan özgüveni olmadığından gerçek ismini gizlemeye çalışmaktır. Bence rumuz'uni kullanarak yorum yapanlarla karşılıklı yorumdan uzak durmak gerekir, çünkü şahsı tanımıyorsunuz,tanımadığınız bir kişi ile yorumlaşamazsınız kısaca onlara tavsiyem kendilerine güvensinler mertçe isimlerini yazsınlar,
  • Serdar Yiğit / 14 Şubat 2010 13:43

    Geç yayınlanan programlar

    Raziye Hanım
    Yazılarınızın sürekli takipisiyim. Ele aldığınız konular ailece çok ilgimiz çekiyor.
    Televizyonda yazınızda da belirttiğiniz tarzda programlar aslında geç yayınlansa onların yerine daha faydalı olan tartışma programları konsa daha iyi olur. Konu reyting se seyretmek isteyen zaten bekleyip seyreder. Hiç değilse çocukları uzak tutmuş oluruz. Bence bu konuda aileler gerek tepkilerini gerek istek ve önerilerini ilgili yerlere iletebilirler.
  • Gülser Şenol / 12 Şubat 2010 19:58

    Sadece diziler mi

    Raziye Hanım
    Yazınızın başında dizileri ele almışsınız. Bunda yeredne göğe kadar haklısınız. Yalnız bana göre eksik kalan bir şey var ki o da öğlende başlayıp akşama kadar süren ve özellikle ev hanımlarının dikkatle takip ettiği evlenme programları. Yazık ki Türk aile yapısına hiç uymadığı halde bir çok kanalda uzun saatler boyu devam ediyor. Bence bu duruma artık bir "Dur!"denmesi lazım. Tek tek herkes tepkisini göstermeli. Belki yetkililer de buna bir "Dur!"diyebilir.
    Yazılarınızı ailece takip ediyoruz ve ele aldığınız konular dan dolayı da çok teşekkür ederiz.
  • Raziye Sağlam / 10 Şubat 2010 18:06

    Uzaktaki Darendeliye selam

    Yorumunuz da bize tanıdık gelen öyle çok şey var ki. ..Ogünleri çok güzel dile getirmişsiniz. Annelerimizin yaptığı yemeklerin tadı aslında biraz da birlikte neşe içinde yenmesinden de ileri geliyordu. Eskiden her şeyi daha güzel yaşıyorduk. Yaş dönemleri, ergenlik sorunları, az buldum çok buldum kaygısını pek de hissetmezdik. Herkes huzurlu olmaya, huzurunu korumaya çalışırdı. Yada biz çocuk gözüyle herşeyi çok güzel görürdük.
    Değerli yorumunuzla yaptığınız katkıdan dolayı teşekkür ederim.
  • Çiçek / 6 Şubat 2010 00:20

    Ekmek ve ekmek

    Ben en çok çöpe atılan ekmeklerin miktarına takıldım. Korkunç bir şey. Buna bir de israf edilen yemek ve türlü yiyecekler eklenirse, bir tarafta ekmek bulamayıp öplerden toplayanlar bir tarafta ekmeği bol bulup çöpe atanlar... Bilmem ki bu zıtlık karşısında ne denir. Üstelik israfı haram gören İslam Dininin "Elhamdülilllah müslümanız" diyen fertleriyiz ve malesef israfta ön sıralarda yer alıyoruz. . Demek ki biz dinimizin de değerini bilmiyoruz.
  • Gezgin / 5 Şubat 2010 17:19

    Dizi Felaketi

    Raziye Hanım
    Yazdıklarınıza katılamamak mümkün değil. Ben bu duruma dizi feleketi diyorum. En kötüsü de aile dizisi olarak gösterilip te insanlara hep gayr-ı meşru durumları doğalmış gibi empoze etmeye çalışmak çalışmak heralde. Bu da yabancı kanallar aracılığı ile değil bizzat Türk Tv kanalları tarafından yapılıyor. Toplum olarak bence tepkimizi biraz daha net olarak ortaya koymalıyız.. Sağlam Türk aile yapısı gerçekten byük bir tehlike ile karşı karşıya.
  • uzaktaki darende'li / 4 Şubat 2010 21:53

    kaybolan degerlerimiz.

    raziye hanım...
    yazınızı okurken ...çok eskilere gittim..çocukluk dönemlerime
    akşamları babamızın gelmesini beklerdik heyacanla,,,
    annemizin yaptıgı tencerede ne var diye kapagı kaldırır
    iştah kabartırdık..çocukluk işte
    babam işten gelir ..elbirliği ile yer sofrası hazırlanır
    bakır sininin içinde büyük bir kab tüm aile onun içinden yemek yerdik,menümüz erişte çorbası yanında peynir ,tahin pekmez olurdu.ama o günlerdeki annemin yaptıgı yemegin tadını hiçbir zaman bulamıyorum.Bereket vardı,tüm aile mutluyduk,bugünkü kazancımızın 10'da biri yoktu ama neşeli ve huzurluyduk.
    aynı yatakta iki kardeş yatar,sabahları annemin sobayı yakmasıyla uyanırdık.
    şimdi ise internet çıktı,notebook'un yeni modeli çıktı diye şikayet ediyor oluyoruz,lcd tv'leri büyügü makbul diye degiştirir hale geldik.
    akaşamları misafir gezmeleri olurdu,amcalar,dayılar,teyzeler gezilir sohbet edilirdi,
    şimdilerde bayramdan bayrama akrabalarla görürüşür durumuna geldik.
    daha ileride ne görecegiz ne yaşayacagız bilemiyorum..
    ama bugünü yaşamak bana zor geliyor.
    yazınızı ve konuyu çok begendim.
    teşekkür ederim.
  • Nurgül Sayın / 2 Şubat 2010 17:44

    Otokontrol

    Televizyonun karşısında geçen zaman evde oturanlar için beş saatten çok daha fazla. Evlerde ve bazı işyerlerinde televizyon seyredilse ya da seyredilmese yine de hep açık duruyor. Büyükler farkında olmadan çocuklar kendilerine zararlı bir çok görüntüye de maruz kalabiliyorlar. Bence otokontrol çok önemli.
  • Raziye Sağlam / 2 Şubat 2010 00:40

    Değerbilir Olmak

    Metin Bey
    Değerli yorumunuzla yazımıza yaptığınız katkıdan dolayı çok teşekkür ederim. Aslında bu sadece sizin eve has bir görüntü değil, malesef çoğunluk şimdi böyle ve bu sebepten artık aile bireyleri birbiriyle daha az ilgilenir oldu ve okuma giderek azalıyor.Yazık ki tüm vakitler televizyon izlemeye gidiyor.
    Bir an önce hepimzin bu durumdan kurtulması dileğiyle...
  • Metin Akyüz-SMMM Adana / 31 Ocak 2010 23:38

    Haluk Bilmezse, Balık bilir:

    Raziye hanım :
    Yazınızı okurken bizim evde yaşananları anlatıyormuşsunuz gibi tıpkısının aynısını biz yaşıyoruz, bizimle birlikte binlerce aile günlük hayatında yazdığınız konuları yaşıyor, hayat tarzımızı o kadar muntazam anlatmışsınız ki ancak bu kadar olur, sizi tebrik ediyorum, çok akıcı bir uslubunuz var. İşte belkide sadece sizin gibi yazarların değerini bilmeye çalışıyoruz, kaleminize sağlık . Hayatımızın, günlük yaşantılarımızın sanki fotoğrafını seyreder gibiyim.. Dostlara tavsiyem yazınızdaki iyi yönleri alıp, kötü olanları hayatlarından çıkartmalarıdır... Aleykümselam.....